<$BlogMetaData$>



 

 

destebaşı

Kategorilerim
 
Son Yazılarım
  • <%RecentEntryTitle%>
 
 
 
Google
Hayrettin Karaman`ın Web Sitesi  
Arkadaşlarım
 
 
 

13/11/2007

Kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez

h1

Kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez Yazdır E-Posta
Ünlü hükümdar Timur'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh (XV. y.yıl) babasının tersine bilime ve bilgine değer veren, dindar, halim, selim biriydi. Bilginlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki bilgin kişilerden biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.)

Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi.  Başta hükümdar ve Nimetullah Efendi olmak üzere davetliler sofraya oturdular. Baş yemek kehribar gibi kızarmış bir kuzu çevirmesiydi. Herkes gibi Nimetullah Efendi de iştahla yiyor, yedikçe "Allah haramdan kaçanı korur" sözünü tekrarlayıp duruyordu. Hükümdar ve

adamları da bıyık altından gülüyorlardı. Nihayet yemek bitti. Şahruh Nimetullah Efendi'ye sordu:

- Allah haramdan kaçanı her zaman ve her durumda korur mu?

- Evet korur, haramdan kaçana Allah haram nasip etmez.

- Ama hocam seni korumadı, sende bizimle birlikte haram yedin.

- Hayır, ben haram yemedim haramı siz yediniz.

- Boşuna iddia etme hocam, sofrada yediğimiz kuzuyu benim adamlarım çalmıştı, hırsızlık malıydı o...

- Olabilir, size haramdı, ama bana helaldi.
Hükümdar lahavle çekti:

- Nasıl olur hocam, çalınmış bir kuzu bize haram, sana helal?

Nimetullah Efendi sözünü bağladı:

- Eğer inanmıyorsanız, kuzunun sahibini bulun sorun...

Gerçekten hükümdarın adamları çaldıkları kuzunun sahibini buldular. Yaşlı bir kadındı kuzunun sahibi. Kuzuyu çaldıklarını, pişirip yediklerini itiraf ettiler ve parasını ödemek istediklerini söylediler. Kadın parasını almayı reddetti ve kendilerine beddua etti.

- Ben o kuzuyu parası için değil, bu havalide Nimetullah Efendi diye mübarek bir zat varmış, ona ikram etmek için yetiştiriyordum, diye açıklamada bulundu.

9/11/2007

Kalp Temizliği

h1

Kalp Temizliği Yazdır E-Posta

Esselâmü aleyküm ve rahmetullah!..

 Efendimiz'in bir duasından kısacık bahsedeceğim. Cenâb-ı Peygamber'in bir duası var:

"Yâ Rab, benim gönlümü temiz et..."

Mâlûm, insan iki şeyden ibarettir: Bir madde kısmı, et-deri-beden kısmı; bir de bu bedenin sahibi olan ruh kısmı. Gönül diyoruz, kalb diyoruz, ruh dğiyoruz; hepsi bir...


Şimdi bedenimiz pis olursa hepimiz ürkeriz.

"--Sokulma yanıma yahu, bak pissin!" deriz.

Pisliğin de çeşitleri vardır; insan pisliği, hayvan pisliği, kuş pisliği, sokaklardaki çamur pisliği, içki pisliği, şu pislik, bu pislik... Bunların hepsi pisliktir. Ama bu pislikler o kadar zararlı değil.. En nihayet hamama gideriz, yıkanırız. Bir de esvap değiştiririz, tertemiz oluruz. Bir de kokulandık mıydı, hiç bir zararı olmaz. Oldu bitti... Fakat gönlün pisliğini ne sular temizler, ne denizler temizler. Hiçbir şey temizlemez!.. Onun temizliği elimizde...

Onun pislenmesine iki şey sebeptir: Birisi göz, birisi de kulak. Dil de ona tâbîdir. Dilden kötü sözler çıkıyorsa, gönül pislenir. Gözden kötü şeyler görüyorsa, gönül pislenir. Kulak da kötü şeyleri dinliyorsa, o da gönlü pisletir. Dış pisliği ne kadar iğrençse, iç pisliği ondan daha fazladır.

Bu pisliklerin toptan adına günahlar deriz. Günahlar, mânevî pisliklerdir. Maddî pislikler olduğu gibi mânevî pislikler de vardır. Bu mübarek Ramazanda, bu mânevî pisliklerden de kurtulmak için, Cenab-ı Peygamber'in bu duasını duyurmak istedim.

En büyük pislik, namazsızlıktır. Namaz kılmayan insanın gönlü o kadar pistir ki, dışarıda pislik kuyusuna düşmüş adamın pisliği onun yanında hiç kalır. Çünkü o yıkanır, kolaycacık temizlenir. Fakat bu namaz kılmayan insanın gönlündeki pisliği temizlemek, o kadar müşkildir ki... İşte o da bu ayda tevbe eder, ıslah-ı nefs eder; bir daha Allah'ın emirlerine karşı gelmemeye, emirlerini tutup yasaklarından da kendini korumaya azmeder, "Aman yâ Rabbi, sen de beni koru!" diyerekten Cenâb-ı Hakk'a yalvarırsa, o zaman gönlünü temizleyebilir. Yoksa dünya kadar parası olsa da dağıtsa, kıymeti yok! Çünkü, gönlü pis... Gönlü pis olan insanın dağıttığı paraların da hayrı olmaz.

Onun için, size bir şey söyleyeyim: Cenâb-ı Peygamber'in zamanında bir gâvurun oğlu müslüman oldu. Anası çok kızdı:

"--Sen dinini değiştirdin haaa!.. Sen bu müslümanlıktan dönmedikçe, ben yemeyeceğim, içmeyeceğim; öldüreceğim kendimi!" dedi. "Ya döneceksin yine gâvurluğa, veyahut da ben öleceğim kendi kendime; yemeyeceğim içmeyeceğim." diye yemin etti. Bir gün, iki gün, üç gün... Yemiyor kadın.

O zaman Cenab-ı Peygamber buyurdu:

"Hàlik'a isyan yerinde, hiç bir mahlûka itaat olunmaz!" Anan da olsa, baban da olsa... Hàlik'a isyan mı var orda; orda itaat olunmaz. İtaat ancak Allah'a ve Allah yolunda olur.

Onun için, isyan denilen, günah denilen şeylerin --işte günah kitabında yazılmıştır, yediyüz kadar nev'i var-- en başta gelen büyüğü şirktir. Şirk de namazsızlıktan ileri gelir. Namaz kılmayan adam, şirke doğru gider. Riyakârlık da şirkten ibarettir demişler. Yani, bazan kılar, bazan kılmaz; münafık alametidir.

"Yâ Rabbi, benim kalbimi münafık olmaktan temiz kıl! Ben münafık olmayayım..."

Münafıklığın yegâne alameti namazsızlıktır. Namaz kılmayan bir adam, Ramazan günü, "Ramazandır bugün, Ay'ı ben gördüm!" dese, sözü kabul olmaz. Bayram günü, "Gördüm Ay'ı ben!" dese sözü kabul olunmaz. Niçin?.. Şahid-i adil olması lâzım, görenin adil olması lâzım!

Onun için, bugünkü hallerde bunlara da çok riayet lâzım. Sizi fazla tutmayayım. Allah cümlemizin kalbini, her türlü nifaka, münafıklığa sürükleyen şeylerden korusun...

En korkuncu namazsızlıktır kardeşim! Namaza o kadar ehemmiyet ver ki, canın gibi... Canın nasıl kıymetliyse namaz da o kadar kıymetlidir. Eğer bunu yapamazsan, münafıklıktan kendini kurtaramazsın.

Allah cümlemizi affetsin... Bu mübarek Ramazanda, emirlerine uymaya muvaffak eylesin... Bir tane değil ki emir, 54 farzı var. İlmihal kitaplarını okumanızı çok rica edeceğim. Her gün mutlaka, ilmihalden bir parça okuyunuz! Biliyorsunuz; tekrar okuyunuz! Biliyorsunuz; tekrar okuyunuz!.. Tekrarda fayda var.

Onun için, Allah hepimizi affetsin... Bu mübarek ayda, rızasına muvafık ameller nasîb etsin... Seyyiatlarımızı da hasenâta tebdil eylesin... Birçok mübarek kandillere, bayramlara cümlemizi sağlıklarla, afiyetlerle eriştirsin... Sevdiği ve razı olduğu kulları arasına, bu günahkârları da kabul buyursun...

El-fâtihah!..

.......................

Esselâmü aleyküm!..

Mehmed Zahid Kotku (RhA)
1 Eylül 1978

 
Hakkımda

  • SIK KULLANILANLARA EKLE
  • GİRİŞ SAYFANIZ YAPIN
  •  
    Bağlantılarım
      RSS
      • <%LinkTitle%>
      -->

    Free Blogger Templates

    eXTReMe Tracker